14 Mart 2012 Çarşamba

Stratfor Operasyonunda Hedef Davutoğlu mu?



Son zamanlarda ülke gündemini en fazla meşgul ettiğine şahit olduğumuz bir dizi belge ve bilgiler yayınlanıyor adına Stratfor denen bir 'özel istihbarat kuruluşu'na ait olduğu iddia edilen. Kuvvetle muhtemel adını daha önce duymadığınız bu kuruluşun bu denli etki yaratmasındaki sebep Türkiye’ye yönelik yayınladığı raporlardan ziyade başbakanın ‘beyin takımı’ olarak bilinen danışman ekibinden kamu diplomasinin başındaki kişinin kendisine çalışan ‘kaynak’ olduğunu iddia etmesi. Bu bilgi ulu orta yerlerde değildi elbette;  bir ‘sızdırma gazetecilik’ ürünü olan Wikileaks’in yayınladığı yeni belgelerde dikkat çekici biçimde yer alıyor. Bu iddialardan yol alarak, adını bir süre daha duyacağımız Stratfor’un kısaca nasıl bir kuruluş olduğu ve nasıl çalıştığından başlayıp böylesi ‘düşünce kuruluşları’nın  toplulukları manipüle etmedeki rolüne değinerek  Türkiye özelinde bu operasyonun asıl amacının kimler olduğunu  ve MİT operasyonuyla ilişkisine değinmeye çalışacağım.

Stratfor’un kurucusu George Friedman, Chicago Üniversitesi ekolünden gelen eski bir siyaset bilimi profesörü. 1996 yılında ‘düşünce üretimi’ maksadıyla kurduğu kuruluşu zaman içerisinde Ortadoğu ve Kafkaslar başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından ‘stratejik’ bilgi derleyen bir ‘özel istihbarat örgütü’ne dönüştürüyor. Ve bu bilgiler ışığında hazırladığı raporları çeşitli ülkelerdeki aboneleriyle paylaşarak para kazanıyor. Fakat merak konusu olan Stratfor’un iç işleyiş mekanizması ve bu bilgilere nasıl ulaştığı sorusuna şirket “kamuya açık kaynaklardan bilgi edindiği” yönünde açıklama yapıyor.  Ne var ki bu denli stratejik bilgi ve belgelerin kolay elde edilemeyeceğinden ötürü çeşitli çevrelerce ‘Gölge CIA’ olarak adlandırılıyor. Nitekim sızdırılan belgelerde, çeşitli ülkelerde ‘analist’ ismini verdikleri kişileri  kendi hesabına ücretli çalıştırarak ‘muhbir’ olarak kullandıkları görülüyor…

Stratfor özelinde de görüldüğü gibi, bu kuruluşlar kendilerini ‘stratejik düşünce’ üreten ve bu bilgileri değerlendiren pir ü pak kuruluşlar olarak tanımlarlar. Kendilerine ‘halkı veya abonelerini bilgilendirmek’ misyonunu çizerler. Fakat ekseriyetle gerçek durum bu değildir; belli bir güce ulaştıktan sonra bilinçli olarak veya olmayarak çeşitli güçler tarafından manipülasyon aracı olarak ‘kullanılırlar.’ Bu yönlendirme çaba ve operasyonları belli bir zümre/gruba yönelik olabileceği gibi, Türkiye özelinde görüldüğü şekliyle herhangi bir ülkeye yönelik de olabilir. Nitekim bu da bir nevi ‘istihbarat’ operasyonudur ve ülkeye yönelik bu hamleleri tespit edip elimine edecek, karşı operasyona geçecek olan ise ‘milli’ istihbarat teşkilatlarıdır.

Dolayısıyla, geçen ay yaşadığımız ve bir nevi ‘devlet krizi’ne dönüşen MİT’e yönelik operasyonları bu bağlamdan ayrı incelemek pek mümkün değildir. Madem ki operasyonları etkisiz hale veya ülke menfaati lehine çevirmek milli istihbarat kuruluşlarının sorumluluğudur, o zaman karşı taraf için operasyonu tamamlama ve başarıya ulaştırmanın yolu o istihbarat teşkilatına zarar vermektir. Lakin genellikle fiziki zarar verilemeyeceği için kurumun veya yöneticisinin itibarını zedeleyecek hamlelerde bulunmak suretiyle kamu nezdinde kurum güvenilmez hale getirilmeye çalışılır. Böylece milli istihbaratın yaptığı operasyonlar boşa çıkarılmaya çalışılır. Peki, ama ülkeye yönelik düzenlenen tüm bu operasyonların amacı nedir?

İki sene sonra Türkiye’nin çok kritik bir eşiğe geleceği su götürmez bir gerçek. Parti tüzüğü gereğince başta Başbakan Tayyip Erdoğan başta olmak üzere partinin kurucu kadrosu ve ‘ağır topları’ üçüncü defa milletvekili adayı olamayacaklar ve haliyle meclise giremeyecekler. Bu durumda, uzun süredir devam eden başbakan ve cumhurbaşkanı kim olacak sorusu ve 2014 haritası hâlâ gündemde merak konusu. Son zamanlarda sistematik bir şekilde başbakanın sağlığı hakkında ortada dolaşan spekülasyonlar 2014 çerçevesi bağlamında değerlendirilmeli, Erdoğan’ın parti ve yeni ekip üzerindeki ağırlığını azaltmaya matuf hamleler olduğuna dikkat edilmelidir. Burada asıl soru ise yerine kimin geçeceğidir.

Seçimlere henüz iki sene gibi bir zaman olmasına ve şimdilik yapılan kamuoyu yoklamalarından farklı sonuçlar çıkmasına rağmen Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun ismi bir adım önde görünüyor. Burada Davutoğlu’nun kurduğu dış politika paradigmasını sorgulayacak değilim ama bu durumun diğer devletler nazarındaki yaratacağı etkiye de bakmak gerekir. Şunu söylemeye çalışıyorum: Yabancı devletler, senin başbakanının izlediği iç politikayla, demokratikleşme hamlelerinle doğrudan ilgilenmezler; onları ilgilendiren takip edilecek dış politika anlayışıdır… Bu bağlamda Ahmet Davutoğlu’nun tahayyül ve düşüncesindeki dış politika anlayışının bazı devletleri rahatsız ettiği de yine bilinmesi gereken bir noktadır. Madem ki asıl hedef dış politika, o zaman Davutoğlu düşüncesi ve ekolüne yakın isimlerden başbakanlık kamu diplomasisinin başındaki insan İbrahim Kalın’ın, Stratfor operasyonlarıyla ‘yem’ edilmeye çalışılmasına şaşırmamak gerekir.

Toplamak gerekirse, önceki ay yaşanılan MİT krizinin Stratfor operasyonundan bağımsız olmadığını ve doğrudan ilgili olduğunu; yapılan çeşitli dezenformasyonlarla ülkenin 2014 yol haritasının etkilenmeye çalışıldığını; Türkiye’ye dış politika ekseninde bir istikamet verilemeye uğraşıldığını ve bu anlayış üzerinden bölgesel bir güç olma yolunda ilerleyen Türkiye’ye bir operasyon düzenlendiğini ve asıl hedefin ‘Davuoğlu paradigması’ olduğunu anlatmaya çalıştım. Son olarak, yapılan operasyonun menşeini düşünerek şu temel ilkeyi hatırlatmakta fayda görüyorum: Uluslar arası ilişkilerde dostluklar yoktur, çıkarlar vardır.










2 yorum:

  1. Hi Mr. Delikurt,

    I am an exchange student from USA/California. I heard your predictions about stock market and I appreciate your work.I am not able to follow you by myself. I need your assistance very much.Do you mind if you write your articles and also predictions about stocks. Thank you very much.
    Best wishes Bob...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hi Bob,

      Thank you very much for your nice compliment...
      I think it is better to communicate via e-mail.You can email me whenever you want.( selimdelikurt@about.me )

      Best,

      Selim

      Sil